|
GEORGINA GOODMAN IN AĞZINDAN KENDİ MARKA HİKAYESİ |

Bir dergide, araştırmacı ve PR sektöründe çalışıyordum ve bir işten bir işe gerçek bir yön çizmeden atlayıp duruyordum. Başka bir şey yapmak istediğimi biliyordum ama ne olduğunu bilmiyordum. Her zaman ayakkabıları ve modayı sevmişimdir ama hep etrafından dolaşıyordum, hiç içine girmemiştim; ateşin etrafındaki pervane gibi. Ve bir pervane gibi daha yakına gitmeyi istiyordum; ama yanacağımdan, başarısız olacağımdan korkuyordum. Başarısızlığı uzak tutmak için kendim, geleceğim ve yolum hakkında kesin bir karar vermekten kaçınıyordum.
Bir zamanlar tasarım okudum ama hiç bu işi yapmadım. Giderek daha mutsuz hale geliyordum ve bu konuda BJ ile konuştum. Bana tasarımcı olarak bir şirket kurmamı önerdi. Önerisi beni dehşete düşürmüştü. Üniversiteye geri dönmeye karar verdim ve Londra’da Cordwainers College’da ayakkabı tasarımı konusunda master yapmaya başladım. Mezun olduğumda Royal College of Art’tan Kadın Giyim ve Ayakkabı Tasarımı üzerine master yapmak için çağrıldım. Orada da iki yıl öğrenimim oldu.
Tüm bu süre içinde aklımda hep bir düşünce vardı, kendi işimi kurmak. Ancak bunu yüksek sesle söylemekten korkuyordum. Eğitimin son yılında hamile kaldım ve BJ benimle ve bebekle olmak için ajansını satmaya karar verdi. Ben bu arada mezun oldum ve bebeğim Silva Coco doğdu.
Bebeğim ve BJ ile neredeyse bir balayı dönemi yaşadık. Bu dönem süresince kendi tasarım markama sahip olma hayalleri kurmaya başladım, böyle bir şeyin nasıl olacağını düşünüyordum. Mayfair’in göbeğinde sadece Couture tasarımları olan bir mağaza açmayı hayal ediyordum. Satış alanının altında atölyesi olan ve yerdeki pencerelerden müşterilerin atölyede yapılan ayakkabıları görebileceği bir mağaza. Sanat galerisi gibi, cam ve ahşap ağırlıklı, pek çok ayna bulunan ve içeride hafif bir müzik çalarken müşterilerimize cappuccino ikram edebileceğimiz bir mağaza. Ardından işe hazır giyim koleksiyonuyla başlamayı düşündüm, bu koleksiyonu global olarak butiklere satabilirdim. Ayrıca bunu kendi web sitem www.georginagoodman.com’dan da satabilirdim, bu web sitesinin konsepti mağazamla aynı olabilirdi.
    
Yaratıcı bir ortamda çalışmaktan zevk alacak bir ekiple çalışmayı hayal ettim. Onlarla mağazamızı büyütebilir ve uluslararası bir işe dönüştürebilirdik. Her şeyin aşkla yapıldığı (Made in Love) bir modern “British Hermes”. Sonra birden her şey başlayıverdi ve her şey hayal ettiğim gibi gitti. Her şeyin hayal ettiğim gibi gitmesini sağladık.
Mayfair’de bir mağaza bulduk. Tam planladığım gibi, hatta yerdeki pencerelerine kadar tam hayalimdeki gibi bir mağaza yaptık. Kasım 2002’de Couture koleksiyonumuzun lansmanını yaptık. Ardından İspanya’da bir fabrika bulduk ve ilk hazır giyim koleksiyonumuzu oluşturduk. Şimdi ise üçüncü koleksiyonumuzun satışını yeni bitirdik ve dünya çapında en iyi perakendeciler arasında yer alıyoruz.
İşte bizim markamızın hikayesi. Mağazamız, markamızı yansıtan bir poster. Güneşliklerinden paketlerine kadar herşey tek tek düşünülmüş. Yaptığımız her şey bir marka hikayesi. Her ayakkabımızın üzerine “Made in Love” yazmak bile bizim markamız için yaptığımız bir şey.

Kaynak: Marketing Türkiye
|