|
ORTAÇAĞ SONLARININ BÜYÜK İCADI: SAAT |

İnsanoğlu başlangıçtan bu yana zaman denilen anlaşılması zor kavramla uğraşmış, yıldızlara ve güneşe bakarak zamanı anlamaya ve hesaplamaya çalışmıştır. İlk başta insanlar için sadece yağmurun, karın, soğuğun, sıcağın zamanını bilmek yetiyor, mevsimler insanların hayatlarını yönetip, hasat zamanını, göç zamanını, barınma zamanını söylüyorlardı.
Gittikçe daha küçük zaman birimine ihtiyaç duyan insan, yılı haftalara ve aylara bölmeye başladı. Zamanın geçişinin en belirgin göstergesi olan gün, güneş doğunca başlıyor ve çalışma süresi aydınlık zamanı kaplıyordu. İnsanların geceyi gündüze benzer kılma çabaları, günü daha küçük zaman birimlerine ayırmayı gerektiriyordu. Dakika ve saniyeler daha çağdaş dönemlerin ürünü olmakla birlikte, insanlar günü birkaç bölüme ayırmaya çalıştı ve gittikçe daha küçük zaman dilimlerine ihtiyaç duydular. Daha küçük zaman birimlerinin tarihi takvimle paralellik gösterdi. Yılı ilk olarak birimlere bölen Sümerler, günü de ilk bölenler oldular ve zamanı ölçmeye başladılar. Mısırlılarla devam eden bu çabalar Yunanlılar ve Romalılarla iyice gelişti.
X. yüzyıla kadar zamanı bilmenin en pratik yolu, su saatiydi. Sürekli akan suyun belirli düzeylere gelmesi sonucunda her saat başı bir kapakçık açılmakta ve oradan dökülen bilyeler bir zilin üstüne düşmekteydi. On iki tane olan bu kapakcıkların açılıp kapanmalarını birtakım zemberek ve yaylarla hareket edebilen "otomat"lar sağlamaktaydı.
|